8 Mart Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı

8 Mart Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı

Her alanda çalışan, emek veren, eşit hak ve özgürlüklere sahip olmak için yıllarca çaba gösteren kadınlar elbette kazanımlarını kutlamayı da hak ediyor. 100 yılı aşkın süredir her 8 Mart’ta kutlanılan Dünya Kadınlar Günü, esasen kadınların varlığını onurlandırmanın ötesinde bir hak mücadelesini de anma günü. Kısacası Kadınlar Günü kutlamak kıymetli, ancak bu günün nereden geldiğini ve nasıl ortaya çıktığını da bilmek istiyorsanız gelin, bu anlamlı mücadeleye daha yakından bakalım.

Eğer bu anlamlı günü değerlendirmek isterseniz Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) tarafından dar gelirli kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlenmesi amacıyla kurulan Nahıl’ın seçili ürünlerine Koçtaş üzerinden ulaşabilirsiniz. Bu yıl Dünya Kadınlar Günü’nde hediyeniz dayanışma olsun.

Şimdi gelin, Dünya Kadınlar Günü’nün başlangıcına bakalım.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün Tarihçesi

8 Mart Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı

Yaşamın her alanında bir evi yuvaya dönüştüren dokunuştan bir toplumu ayağa kaldıran iradeye kadar her yerde kadın emeği vardır. Bugün 8 Mart’ı sadece bir kutlama değil, bir farkındalık günü olarak anıyorsak bu durum, tarihin tozlu sayfalarından bugüne uzanan devasa bir hak arama mücadelesinin sonucudur diyebiliriz.

1857 New York Fabrika Yangını ve Kadın İşçilerin Hak Mücadelesi

Her şey, 8 Mart 1857 tarihinde New York’ta bir tekstil fabrikasında başladı. Yaklaşık 40 bin dokuma işçisi kadın “insanca çalışma koşulları” ve “eşit işe eşit ücret” talebiyle greve gitti. Ancak bu hak arayışı trajik bir olayla sonuçlandı. Fabrikada çıkan yangında, polis barikatları nedeniyle dışarı çıkamayan 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Bu acı olay, kadın hakları mücadelesinin en güçlü ve unutulmaz sembolü haline geldi.

Clara Zetkin’den Birleşmiş Milletler’e: 8 Mart’ın Resmileşme Süreci

Yıllar geçse de bu direnişin ateşi sönmedi. 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen 2. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nden Clara Zetkin, tarihi bir öneride bulunarak 1857’de New York’ta hayatını kaybeden kadın işçilerin anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını teklif etti. Bu öneri konferansa katılan 17 farklı ülkeden 100 kadın tarafından oy birliğiyle kabul edildi.

Tarihsel süreçte farklı tarihlerde kutlamalar yapılsa da 1917’de Rusya’daki kadınların “Ekmek ve Barış” talebiyle başlattığı büyük grevin miladi takvime göre 8 Mart’a denk gelmesi, bu tarihi perçinledi. 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ı “Dünya Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü” olarak kabul ederek bu mücadeleyi resmileştirdi.

Türkiye’de 8 Mart: İlk Kutlamalardan Günümüze Kadın Hakları

Anadolu topraklarında kadınların üretimdeki ve sosyal hayattaki gücü her zaman belirleyici olmuştur. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında iki kız kardeş olan Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın girişimiyle Ankara’da kutlandı.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte kadınlara tanınan seçme ve seçilme hakkı, Türk kadınının modern dünyadaki yerini sağlamlaştırdı. 1975 yılından itibaren ise 8 Mart kutlamaları çok daha kitlesel ve yaygın bir hale gelerek sokağa taştı. Bugün Türkiye’de kadınlar; sanattan sanayiye, eğitimden ev geliştirmeye kadar her sektörde çalışmaya devam ediyor.

8 Mart’la Özdeşleşen Renk: Mor Rengin Hikayesi

8 Mart Kadınlar Günü Nasıl Ortaya Çıktı

Bugün 8 Mart etkinliklerinde, sosyal medya paylaşımlarında ve meydanlarda her yeri kaplayan o derin mor renk, aslında tesadüfen seçilmiş bir renk değil; aynı zamanda bir sembol.

Morun kadın hareketinin ana rengi haline gelmesi, 1908 yılında İngiltere’deki kadın hakları savunucularına yani ABD ve Birleşik Kırallık’taki “süfrajetlere” (Kadınların Sosyal ve Politik Birliği – WSPU hareketine katılanlar) dayanıyor. O dönemde hareketin önderlerinden Barones Emmeline Pethick Lawrence, savundukları değerleri halka daha iyi anlatabilmek için mor, beyaz ve yeşil olmak üzere 3 temel renginin anlamını ise şöyle açıklıyor: “Saflık için beyaz, umut için yeşil ve haysiyet için mor.”

Zamanla beyaz ve yeşil sembolizmi biraz daha arka planda kalsa da mor, dünya genelinde kadın hareketinin birleştirici gücü olarak kabul edildi. 1960’larda ve 70’lerde yükselen ikinci dalga kadın hareketiyle birlikte mor sadece oy hakkını değil; toplumsal cinsiyet eşitliğini, iş dünyasındaki varlığı ve her türlü şiddete karşı duruşu temsil eden küresel bir bayrağa dönüştü.

Bugün evlerimizde, dekorasyonda ya da kıyafetlerimizde tercih ettiğimiz mor rengin sadece estetik bir tercih değil; yüzyıl önce sokaklarda yankılanan o eşitlik talebinin görsel imzası olduğunu söyleyebiliriz. Emeği, çabayı, mücadeleyi ve değişimi anlatıyor. Hayatı değiştirmiş ve yaşamı daha pratik hale getirmiş kadınları merak ediyorsanız “Hayatı Kolaylaştıran Buluşlar Yapmış Mucit Kadınlar” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Mucit kadınların yanı sıra el emeğiyle dünyamıza değer katan, her ilmekte ayrı bir hikaye anlatan binlerce kadın var. İşte Nahıl, tam da bu emeği görünür kılmak için doğan çok kıymetli bir dayanışma köprüsü. KEDV’in iktisadi işletmesi Nahıl, kadınların evlerinde ya da yerel atölyelerinde ürettikleri o eşsiz ürünleri yaşam alanlarımıza taşıyor. Eğer siz de kadın dayanışmasına destek vermek isterseniz Koçtaş’ta yer alan Nahıl mağazasından dilediğiniz ürünün siparişinizi oluşturabilirsiniz.

Tarih boyunca üreten, düşünen, icat eden ve dünyayı daha yaşanılır kılan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun!